Thursday, September 06, 2007

eski aşklar...hey gidi günler heyy...tey!! tey!! tey!!!

2 sene 2,5 ay önce aşık olduğum adamla öğle yemeği yedim bugün. Onunla görüşmek çok yeni bişey değil benim için, ara ara biraraya geliris ben ona olan duygularımı ölçerim biçerim...nitekim bundan önceki görüşmemizde ona 1 saat zor tahammül etmiş, kaçacak delik aramıştım...bugün ise acaip bi keyif aldım, baktım yüzüne uzun uzun acaba dedim acaba....
bu görüşmenin öncekinden farkı, o vakitler çok sevdiğim sefkilim vardı hayatımda gözüm görmüyordu kimseyi.. bugün ise varolmanın dayanılmaz hafifliğiyle bütün düşüncelerden arınmış gittim yanına , ve sevdim onu yine ...demekki dedim, sen nasıl bakarsan öyle görürsün karşındakini , güzel baktım ona....
acaba o nasıl bakıyor bana???

Wednesday, September 05, 2007

manyah

evvelden yazdıklarıma baktım..ne manyağhkmışım be..kendime zindan etmişim dünyayı...içim karardı be..psikopat güli.delüüü delüü kulakları küpelüü..bak sefkilimden ayrıldım o bilem koymadı bu kadar...he ya bak şimdi yaramı deştim kendi kendime...neyse anlatacam hepisini kuzucuklarım birer birer...herşeyin bi zamanı var güvercinlerim..bekleyin

hasretlik sona erdi!!!!!!!!!!!!!

uzun süren gerzekliğimin ardından sonunda burdayım..bloğa giriş bilgilerini unutursan , nası login olursun .şifremi unuttum dersin mail atarlar dimi..eveeet..peki verdiğin e-posta hesabıda uydurmasyonsa, o zaman sıka sıka hatırlarsın..nitekim öle oldu..azmettim, hatırladım ..gerçi 1,5 ay sürdü bu hatırlama süreci ama sonuç önemli..biliyodum bu bilginin beyin çöplüğümde bi yerlerde durduğunu ...aklıma hazırlıktaki halim geldi..yıl 1998 lise hazırlıktayım..ingilizce biyoloji sınavı var, çalışmış girmişim, bi soruyu okuyorum yanıtınıda biliyorum ama hatırlayamıyorum..tek bildiğim hatırlayacak olmam, kendimden umutluyum..sıktım sınav sonuna kadar hatırlayamadım cvbı, neyse kağıdı verdik...sınavın bitmiş olması benim hatırlama çalışmalarıma engel değil, ısrarlada defteri açıp bakmıyorum hatırlayacam azimliyim..neyse aradan 1 gün geçti yok, 2 gün geçti yok , 3.günü sölemesi ayıp w.c deyim(türkün aklı ya ..ıçarken ya kaçarken misali) yanıtı hatırladım: CELL MEMBRANE !!! böle yazılıyodu galiba..bi sevindirik oldum bi sevindirik oldum, o sınavdan düşük not almam bile koymadı..

Monday, June 25, 2007

öfke nöbeti

nedir bu haller, içim içimi yiyor, sinir oldum, düşman oldum , herkese herşeye yine...
bi cümle, bi bakış, bi sinsilik yetiyor beni çileden çıkartmaya.saf gözüküp, uyanıklık yapanlardan, suçsuz gözüküp suçlu olanlardan bıktım..kapatın hepiniz çenenizi...konuşmasın kimse benimle...bırakın beni kendi dünyama...sevmiyorum insanları ,çünkü korkmuyorlar hiç seni incitmekten, acımasızca saplıyorlar oklarını... en yakınında olsa bencil hepsi ,ikiyüzlü....bıktım bee..şu lanet güleryüzüm, iyi niyetli görünüşüm yok mu , o yüzden çekiyorum bu kadar acı...Bende acımasız olmak istiyorum sizin gibi...Anca ondan anlarsınız siz!!

Thursday, June 21, 2007

bu bir intihar mektubu;

bu bir intihar sonrası okunan türden, ölünün ölmeden önce geride bıraktıklarına bıraktığı sonhiçbişeydir. ölü yukardaki saçmalıkları saçmalayacak boyuta gelmişse, ölmesinin de vakti gelmiş demektür.
Şimdi kendimi açıkca ifade edemediğim tüm sevdiklerime, bu eylem de bir ifade yöntemidir diyor ve neden suyu tercih ettiğimi açıklıyorum...
yada açıklamıyorum vazgeçtim. (betüşümü yalnız göderemezdim.)
Şimdi pişmanlıklar için çok geç, sakın ağlamayın üzülmeyin ardımdan, zırlayıp duracağınıza, 3 gulfü 1 elham okuyun kafii...ne olsa inancımla geldim buraya, sizde uyanın gafiller eninde sonunda düşeceksiniz buraya...

imza : kangrubunegatif(-)

aynen böyle

sözüm meclisten dışarı dostlar;
bugünlerde kendimi 'hıyar' gibi hissediyorum..
hani, dilim dilim doğrasalar beni,
marmara, ege, karadeniz, ve hatta akdeniz 'cacık' olur diyorum..
derdim öylesine büyük ki dostlar..
kırka yarıp, yine, kırka bölseler,
ve, kırk bostana gübre diye serpseler,
kırkbin tane ot biter de, kırkbin derde deva olur diyorum..
övünmek gibi olmasın ama dostlar;kendimi 'hıyar' gibi hissediyorum..
hani ince kıyım doğrasalar beni,[bir sigara daha yakar]
akdeniz 'cacık' olur diyorum..
ve hatta atlas okyanusu..
ve hatta hint oykanusu..
ve, hatta hatta büyük okyanus bile, cacık olur diyorum.
böyle cacığa rakı mı dayanır..
"çivi çiviyi söker" derler, soğuktan donanı buzla ovarlar..
ben; zaten yanmışım dostlar.. peki, beni fırına mı koysalar..?
zeytin suyuna kuru ekmek,
böyle gelmiş,böyle gidecek..

saol barış abi:))

Tuesday, June 19, 2007

yine 1 ay olmuş:((

nası başarıyosunuz, yazmaya sadık kalmaya.. ben becemiyorum düzenli yazmayı..varmı bunun bir formülü.?? bide bide neden post başlıklarını anlamadığımız dillerde yazıp sonra bide açıklamasını yazıyonuz? daha mı afilli olduğu kanaatindesiniz, ben değilim..

Monday, May 21, 2007

bir tekne faciasının ardından...

3 kızsınız, akşam vakti bir düğüne katılıyorsunuz, düğün teknede, istanbulda mevsimin en yağmurlu haftası, ve tekne ikamet yerlerinizden bi hayli uzakta...başınıza gelebilecekler konusunda bir tahmin yürütelim...yürütmeyelim, aynen yaşanmışı aşağıdaki satırlarda...

düğün ertesi;

deli kız. soruyor; hey kızlar günaydın.gittiniz mi tekneye.uyurken aklıma geldiniz acaba tekne battı mı fırtına oldu mu düşünceleriyle uyumak zor oldu efendim.

yanıt gecikmiyor;

mağdur 1: tekne konusunda konusma konusturma :D cok vukuatlıydı kızlar aglamaya baslarlar sımdı yemınnnen

magdur 2: evet eve vardığımda annemm nolmuşş sana dedi..okadar yanii..boyumun ölçüsünü aldım..bacağımda el büyüklüğünde bir morluk var..ve tüm kabetlerim(sırtım) ağrıyor..sebeebide ya yediğimiz soğık olabilir yada teknede düşme efekti yaparken ters bi hareket yapmış olabilirim.velhasılll her zamanki gibi rezildik ..hatta bi ara mağdur 1'e bir müdahale oldu(müdahalenin içeriğini hakkında bilgi veremiyoruz) ...ühühühüh

mağdur 1: bu konuya gırmek zorundamısın... dıkkat edıyorsan ben olmamıs gıbı davranıorum. sende oraya lasonıl felan surseydın fena morarır yoksa.

deli kız: hahay çok güldüm.ölsenize siz:)

mağdur 3(blog sahibi): ya işte öle ahmakça bir aktiviteydi.. çok şükür ben babamın gazabından başka bişeye uğramadım, otobüsten inerken su göletine inmem ve yüzemicemi anlayıp barikatlardan atlamam hariç:))

mağdur 1: eheheh ama kabul edelım gunun yıldızı yıne magdur 2'ydi .. Sarıyerın ortasında koca düğün teknesini durdurup herkes bize baktığı esnada ınmeye calısırken yerden 3 metre yukseldıgı sırada yanındaki kişi olmasaydı sırtustu tekne zemınıne nasıl kapaklanacaktı bilemiyorum. orda yırttı ama turnıkeye bacagını sokmak konusunda başarısına kımsecıkler engel olamadı. :D butun gece paten yapar gıbıydı. o ayakkabılarla ıslak zemınde yurumek sana yasaklanmalı. :D

mağdur 2: UALANN NE GÜLDÜMM YAAA.HAKKETTEN BEN Bİ YARATIĞIM..ULAN VERİLMİŞ SADAKAM VARMIŞŞDÜŞMEK Bİ YANA O ELBİSEYLE BACAKLARIM HAVADA VERECEĞİM GÖRÜNTÜ BENDE AŞILMASI İMKANSIZ SORUNLAR YARATIRDI.YÜCE RABBİM YÜZÜME BAKTI


deli kız: allahım ne süper.arkadaşlarımın hepsi deli.çok mesudum.

Wednesday, May 09, 2007

Bana boğazı anlat nasıldı?

ah bu havalar yokmu bu havalar?aklını başından firar ettiren.. çalış çalışabilirsen, dışarıda kuşlar cıvıldarken, güneş bulutlarla dans ederken....

bugün nasılım diye sordum kendime, her sabah soruyorum bu soruyu, yataktan çıkana kadar yanıt hep aynı(yerlebir) , biraz ayılmaya başlayınca idrak ediyorum kendimi....

yine öyle çok zor uyandım, zaten geç kaldım düşüncesiyle bide saçlarımı yıkadım, yetişeceğimi düşündüğüm son otobüsüde kaçırdım...sonunda başka bir otobüse binebildim...trafikten güç bela köprü yoluna gelmiştikki, 1 .köprüyü kapamışlar, 2.ye döndük..yol git git bitmedi.. radyoyu açtım köprü niye kapanmışı öğrenmek için, bi kişi atlamış. çok üzüldüm, kimbilir dedim ne derdi vardı , ne kadar çaresizdi, ağladım sonra , yutkundum kimse farketmesin diye içime attım..sonra düşündüm yine beni ağlatan neydi , hiç tanımadığım bi adamın intiharımı hayır hayır kendime ağlıyordum, o da dedim ben gibi sabah işine gidiyordu , bu şehirde yaşamanın dayanılmaz ağırlığı altında ezilmişti besbelli, bu şehir adamı yutar, bu keşmekeş, bu anlamsız kalabalık, bu trafik bu hengame, bütün ay çalıştığınla ancak hayatını devam ettirebilirsin güç bela, işte dedim daha çok gencim ama bi gün bende o adam gibi bi sabah işe giderken, köprü korkuluklarında bulur muyum kendimi??

sizce?...

Dur! bırak kaynasın kahvenin suyu,

Bana İstanbul'u anlat nasıldı?
Bana boğazı anlat nasıldı?
Haziran titreyişlerle kaçak yağmurlar ardı
Yıkanmış, kurunurmuydu yine o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak bir güneşle
İnsanlar gülüyordu de Trende, vapurda, otobüste,
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır Bıktım be...

Thursday, May 03, 2007

bugün -3 mayıs perşembe 2007

başlığa tarihi niye yazdın- zaten blogda yazıyor diyeceksiniz???

uzun zamandır yazamıyordum, yoğunluktan ama bahane değil biliyorum, bundan sonra düzenli olarak içinde bulunduğum ruh halimden bahsedeceğim..

bugün mesela son 6 aydır, 2.kez yataktan dinç kalktım... diğer insanlar hergünmü böyle uyanıyor diye merak ediyorum , eğer öyleyse yaşamak o olmalı...uyuyup uyandığımda yaşadığım yorgunluğun tarifi yok...

dün bugün neşeliyim, işlerin azlığından olsa gerek..

sonra devam etme üzere...

Monday, December 04, 2006

ah ne bileyim ben

acaba siz gerçekten varmısınız?

yoksa bu sayfları benden başka kimse okumuyor mu?

gerçekten ordaysanız bi ses edin...

içimden ne demek geliyor ne dememek geliyor ???????

Ne bileyim ben, ah ne bileyim ben
Bir zamanlar fırtınalar estirirdim
Eskisi gibi değilim şimdi değiştim
Kumarım yoktur kavga etmem
Her gece barlara gitmem
Ne bileyim ben, ah ne bileyim ben
Bir kuş kanatlanır şu gönlümden
Çırpınır çırpınır da uçamaz
Gene bir davet çıkarsa senden
Dönerim bilirsin aşığım
Aşıklar kaçamaz
Aşıklar kaçamaz
İnsan olmak yetmez yetmiyor zaten
Süpermen süpermen olmak lazım bazen
Nasıl da yeniden aşık oldum ben
Bu sevda bambaşka avare eden
Ne bileyim ben
Bir kuş kanatlanır şu gönlümden
Çırpınır çırpınır da uçamaz
Gene bir davet çıkarsa senden
Dönerim bilirsin aşığım
Aşıklar kaçamaz
Aşıklar kaçamaz
Şimdi benim adım ne olur ne olmaz
Bu işler artık bana inan ki koymaz
Kiminde az muhabbet kiminde naz
Sende ne var bende biraz
Ne bileyim ben, ah ne bileyim ben
İnsan olmak yetmez yetmiyor zaten
Süpermen süpermen olmak lazım bazen
Nasıl da yeniden aşık oldum ben
Bu sevda bambaşka avare eden
Ne bileyim ben
Bir zamanlar fırtınalar estirirdim
Eskisi gibi değilim şimdi değiştim
Kumarım yoktur kavga etmem
Her gece barlara gitmem
Ne bileyim ben, ah ne bileyim ben

Friday, November 24, 2006

Canavarlar

nobetci defteri

Kimin hayatını yaşıyorsun sen? Kendininkini mi? Öyle mi? Hep mi? Dursan baksan şimdi ne kadar kendin kaldın bu hayatta? Kendinde ne kadar sen varsın? Dursan baksan şimdi, kendini ikna ede ede ne kadar yol gittin kendinden? "Olması gereken bu" diye, "Hayatın zaten pek fazla numarası yok" diye? "Zaten daha ne olacaktı?" diye... "Burası iyi, güvenli" diye diye diye diye... Ne kadar yol gittin kendinden kendine hikayeler anlata anlata? Düşünsene, o hikâyelerle ne kadar çok zaman oyalandın aslında başkasının olan hayatlarda?Oysa bir gün...Kendine geri yürüyeceksin. Bu yüzden dikkat et de fazla uzaklara gidip geri dönüş yolunu kaybetmeyesin. Beyaz çakıllar bırak...Dikkat et. Bir gün geri dönüş yolu için kendine küçük, beyaz çakıl taşları bırak mümkünse. Çünkü sonra dönüp geriye baktığında kendine geri giden yolu hiç bulamayabilirsin. Yerini yönünü şaşırıp, ormanda çöküp kalmış bir çocuk gibi etrafında çoğalan seslerden korkabilirsin. Bir gün, söylüyorum sana, büyük bir sarsıntıyla kendini bir vitrin camında göreceksin. İnsanlar gelip geçecek arkandan, hayat arkada akmaya devam edecek. Sen donakalacaksın. Elinde çantan olacak belki, çantana şaşıracaksın. Üzerindeki paltoyu kim yapıştırdı sana, bu atkıyı kim sardı boynuna? Bu yüze bu çizgileri hangi kayıp zamanlar çizdi? Sen orada mıydın o zaman? "Bütün onlar oldu mu?" diye şaşıp öylece vitrin camında eskidenki bir halini göreceksin. Kendini ne kadar özlemiş olduğunu düşünüp öylece, arkadan insanlar akarken, yollar geçerken arkandan, içinde çekirdeğin burularak, bir gün, söylüyorum sana, kendine geri dönmekten başka bir çaren kalmadığını göreceksin. "Bedeli neyse ne!" diyeceksin, "Kim üzülürse üzülsün!" diyeceksin "Olacaksa olsun bütün ayıplar". İnsan ancak yeniden canlanınca anlar ne kadar cansızlaştığını. Yeniden kıpırdamaya başlayınca damarın anlarsın o ana kadar kendini uyuttuğunu. Yaşamaktan başka ne varsa onları yapıyor olduğunu. İşte tam o zaman önünde derin, dibi görünmeyen bir uçurum açılacak. Sen eğer o yardan aşağı atlamazsan en derin karanlıklardan daha karasına gömülecek gibi hissedeceksin kendini. Artık bu hayat, bu başkasının olan, yakanı paçanı bıraksın, o uçurumun dibinde en beter cehennem olsa da atlayayım isteyeceksin. İşte böylece, tuhaf bir yanılsamayla, kendinden binlerce hayat mili uzaklaşmış olsan da, tuhaftır hakikaten bu yanılsama, bir anda kendine geri döneceksin. Kalbin yeniden sana ait olacak o zaman, ellerin sana geri gelecek ve bu çanta, bu palto senin üzerindeki bir şaka gibi duracak. Hiç korkma, oldu mu? Çünkü hayat, kendini hayattan geri alanın önünde eğilir sadece. Gerisi sadece ödüldür. Ancak kendi kendine kavuşan insan geceleri köpeklerin saldırısına uğramadan uyur. Yatakların altından canavarlar gider bir anda, evler ferahlar, sokaklar kıvrıla kıvrıla gıdıklar yeryüzünü. Yatakların altından canavarlar temizlenir, bir kere daha söyleyeyim. Korkuları yenebilmekSana ne diyeceğim biliyor musun? Anladım ben bütün o masallarda neden canavarları öldüren bir garibana verdiklerini prensesleri. Çünkü ancak korkuları öldürenler hak ediyor o güzel kızları, kraliyet sofralarını, o sonsuz şölenleri. Ancak canavarları öldürenler ispatlıyor insanlara yeniden, korkuların yenilebileceğini. Onlar işte, insanlığın aradığında bulacağı geri dönüş yollarındaki, beyaz, parlak, küçük çakıl taşları gibi duruyorlar. Her gün aslında onlar ve her gece, sana, bana, diğerlerine herkesin kendine ait olabileceğini, herkesin sadece kendine ait olduğunu söylüyorlar. Ah! Ne güzel oluyor o zaman. Ne güzel oluyor uyandığın ilk sabah...

Milliyet/Ece Temelkuran

http://www.milliyet.com.tr/2006/11/24/yazar/temelkuran.html

Sunday, November 12, 2006

1 ay olmuş

doğum günümün ardından 1 ay 2 gün geçmiş...dün gibiydi herşey oysa, geçen yılki doğum günüm de öyle...bu 1 ay neleri bıraktı ardında , her günümü her ayrıntısıyla yazsam, düşüncelerim ve düşünürken utandıklarımda dahil, o zaman tanırmıyım kendimi? en büyük soru bu tanımıyorum ben kendimi? hayat benim için koca bi kararsızlıktan ibaret...kapıp koyvermek istiyorum kendimi...yorgun hissediyorum nicedir, nicedir yaptığım herşey mecburiyetlerim...

Thursday, October 26, 2006

itiraf etmek

bugün birine evet vaktiyle ben seni çok sevdiydim hemde delicesine, ama şimdi bi şey ifade etmiyorsun benim için demeyi çok istedimm.

onu severken diyememiştim sevdiğimi, şimdi diyebilirdim, çok sevmiştim seni, eskiden..

hem hala beni o kadar heyecanlandıran biri olmadı hayatımda, olsun ama böyle mutluyum ben, seviyorum şimdilerde, sen bi hiçsin şimdilerde, vaktiyle sana geç kaldım sandıydım, ama şimdi anladım sendin çok geç kalan ve yine şimdi anladım bu benim değil senin kaybında aslında bunu şimdi daha iyi anladım..ve iyikide sen sevmemişsin beni, seni sevdiğim gibi iyiki...

bi bayram ertesi

bi bayram ertesi

içimde sebepsiz bi boşluk?

hiç bişi hissetmiyorum, hep böyle olsam keşke, bomboş...

sıkılıyorum sadece: 2 saat 15 dakka var mesainin bitmesine

ah bi bitse...

işte o sihirli cümle;

"nası oluyor vakit bir türlü geçmezken yıllar hayatla geçiyor"

??????????????????

Thursday, October 19, 2006

Sana Söyleyemediklerim Bunlar

Bakıyorum ya gözlerine bazen,
"öle tip tip"
Kendimle kavgalarım onlar, seninle sonra,
Kızıyorum, küsüyorum sana,
Sonra seviyorum seni yine...
Herşeyin sebebisin aslında...
Herşeyin sebebiyim aslında...

Ben sevmeyip savaşanlardanım oysa,
Sevdiğini öldürenlerden,
Her defasında kendini öldürenlerden...

Seni Sevdiğimi unut,
Unutmak istiyorum bende,
Söyle alsınlar kalbimi-hastalık bulaşmadan beynime-
Geçicimi bu delilik, sen oldukçamı var yoksa?
Suçlusun, bütün gidişlerin sebebisin aslında!

Seveceksen beni böyle sevme
Ben yoruldum bu alışılagelmişliklerden...

Sana Söyleyemediklerim bunlar
Daha söyleyecek nelerim var bir bilsen
İlk sevgiliye giden ilk mektup mu bu?
Öyleyse dinle; İlk itiraflarım bunlar!

"Kendime zarar veriyorum seni düşünürken"
Ama sen bana zarar vermiyorsun kendini düşünürken"
Peki beni düşünürken, kendine zarar veriyormusun?

Anladım tutkuyu seviyorum ben,
Aşkı, sevgiyi değil acıyı ihtirası seviyorum...

Hastalıklı bu duygular
Sende bulaştır kendine
Yoksa bütün vazgeçişlerin sebebi olacaksın...

Beni benim için sev
Benim istediğim gibi

İlk itiraflarım sana bunlar, yinede son...

Thursday, October 12, 2006

dündü doğumgünüm

dündü doğum günüm....

yaşandı...geride kaldı..diğerleri gibi

o, 1 yıl boyunca beklenen gün.....geçti gitti....

şanslıyım ben....

dostlarım var , arkadaşlarım var , sevdiğim var, ailem var beni seven önemseyen insanlar var...

üzülmücem artık, yoruldum çok üzülmekten...hayat hep olacağa varıyor...
bu seyre uyduracam kendimi...huzur bulucamm bende...yaşıcam herkes gibi...

sevgi dolu içim bugün...çok seviyorum herkesi, herşeyi, Allahım çok seviyorum seni,şükürler olsun bugünüme,
sağlığıma, bana verdiğin herkese, bana verdiğin hayata şükürler olsun..layık değilim sana biliyorum, ama senden başka gidecek kapım yok...Senin rahmetin, merhametin sonsoz, affet beni nolur...geri çevirme....ramazanın hürmetine affet.....

bir ramazan , bir doğım günü ve 22 yıl geride kaldı...

inadına mutlu olucam bundan sonra inadına, yetinmeyi öğrenicem bana verilenlerle....

çok güzel dostlarım var benim, çok güzel bi sevdiceğim var benim, çok güzel bi ailem var benimm...şükürler olsun..

düne bana yaşattığınız mutluluğa sonsuz teşekkürler...



canım annecim, canım babacım çok duygulandırdınız beni..unutmamışlar..beklemişler eve gelmemi, ellerinde hediyeleri, dolapta pastayla....geç kaldım diye kızacaklar sandım, kızmadılar, gözlerinde bambaşka bi ışıkla karşıladılar beni..sarıldım onlara sonra, bunca üzüntünün ardından ilaç gibiydi dün...

dostlarımm ...


dostlarım sevdiğimleydim akşam, hazırlanmışlar bi pastada onlar almışlar. eve geç kalma sebebim bu kutlamaydı işte..


hey hepiniz!! sizinde doğdunuz güne şükürler olsun ......

Monday, October 09, 2006

çalışmaya çalışırken yada çalışmaya alışırken

......işe başladım..yeni bi başlagıç...ama ben yenik bi varlık....başla-malı-yım diye başladımm....

yeniğim ve yorgun,, o soru işaretleri yokmu öldürüyor beni, bazıları yokmu işte onlar evet sussunlar artık nolur çok üzüldüm yetmedimi, içimi boşalttılar, bomboşum, kendimden vazgeçtim nicedir, bide diğerleri var onlar anlıyormu beni, anlayış istemiyorum vazgeçeli çok oldu anlayışlardan da...


şimdilerde vakit öldürmek benimkisi...yalan hepsi istemiyorum aslında..kandırıyorum ben sizi o gülmelerim yalan, ne iş nede ötesi onlar ve diğerleri istemiyorum sizi...kendimi kandırıyorum...sizide avutuyorum kendimi avutamıyorum ama hala...unutun beni...ben muhtacım onlara ve diğerlerine ama unutun hepiniz beni...çok oldu ben unutalı beni...

içini döküyorsun

ne var içimde...bilmem...hiç bilemedim ki...sanki bi zamanlar biliyormuşum gibi geliyor, yine hafızam beni yanıltıyor olabilir...eskiden daha mutluymuşum gibi geliyor ama yine hafızamın bi oyunu...benimkisi büyümeye direnmek, sorumluluğa direnmek,direnmek olsunda:::
hayatını kendi yönetenlerdenmişim, değilim ben, insan ne istediğini bilmeden hayatına yön verebilirmi?

soru1: ne yapıyorum?
cvp: bilmem?

soru2: peki ne yapmak istiyorsun?
cvp: çok düşündüm ama bilmiyorum,bi yanıt bulamadım yada yanıt çokdaaa?

soru3: mutlu musun?
cvp: emin değilimmm..zaman zaman......evet...............yok...........yani.....şey....bilmem?

soru4: peki içinden geçen bi cümle söyle?
cvp: içimde soru işaretleri var...içimdeki her sona aynı uzaklıktayım...duruyorum nicedir, bilmiyorum çünkü hiçbişeyden, hiçkimseden emin değilim..özür dilerim hepinizden ama anlayın beni yönü olanlara bile tahammül yok nicedir..içimin derinliğini karanlığını bilemezsiniz, ben bile korkuyorum o karanlıktan, bi taş attım derinlere bekledim ses gelmedi, sesi bekliyorum.... zamana bıraktım, o ses gelince yeniden diyorum belki eskisi gibi, eskiden biliyomuydum yoksa hafızamın oyunlarından birimi bana...ne kadar sürer bilmiyorum...

Monday, July 03, 2006

düne sitemler, bugüne sitemler, yarına sitemler


"bi insanı sevmekle başlar herşey" başlar başlamasına da...

sevmeye başlamadan, başlangıçlardan yoksundur hayatın, hep beklersin neyi, niye beklediğini bilmeden, yorulmadan, usanmadan...

sonra birden ansızın, beklemediğin bir anda oluverir herşey-sorgulamazsın, kapılırsın büyüsüne.. bir çift gözdür seni ayakta tutan...

severken-yaşarken, hep beklediklerin gelir beklemediğin bi anda -yine ansızın, soramazsın niye diye, diyemezsin artık beklemiyordum diye...kapı aralıktır onlarada, kapatamazsın, kalamazsın ardında, sıkışıp kalmıştır mantığın duyguların arasına...

kahrolası mantığın yokmu gölgen gibi bırakmaz peşini, bi çift göz belirir kayboluverir... lanet edersin...

sitem edersin düne ah o zaman diye, sitem edersin bugüne niye bugün niye, sitem edersin yarına yarınlar varmı?

sonra sonra belki bi gün belki bi pişmanlık duyarsın, belki ona bile mecalin yoktur, o bi çift göz düşer aklına, keşkeler hep keşkeler kuşatır dört yanını..

içinden bi çığlık kopar gelir, bi çift göz belirir, bu seferki diğerlerinden farklı...
bir çift göz...
belki bi damla gözyaşı ıslatır yanağını...

 
Blog Kardeşliği